Brühl Türk Ocağı

Türklerde Kadının Yeri

Türklerde Kadının Yeri

Türklerde Kadının Yeri

En eski Türk ailesinde, kadın, kocası ile aynı hakka sahipti. Türkler’de bir insanın asil olabilmesi için hem annesinin, hem babasının Türk olması gerekiyordu.

Bir kız, yalnız babası Türk olan bir erkek ile evlenemezdi. Bunun en açık örneklerini soyluluk unvanlarında görebiliriz. Bir prensin, Kağan olabilmesi için hem Tigin (anne tarafından asil olanlara verilen unvan), hem İnal (baba tarafından asil olanlara verilen unvan) olması gerekirdi.

Grek tarihçisi Priskos’a göre; Attila’nın yanına giden Doğu Roma elçileri, Attila’nın huzuruna çıkmadan önce, Hun İmparatoru’nun karısı Arıkan tarafından kabul edilmiş ve parlak toylarla ağırlanmışlardır. Bu durum bize, imparatoriçenin Attila kadar siyasi yetkiye sahip olduğunu gösterir.

7. yüzyıldan kalma Orhun anıtlarında Bilge Kağan, 2. Göktürk İmparatorluğu’nun kuruluşunu anlatırken annesini, sevgi ve şefkat tanrıçası Umay’a benzetmekte, onun ölümünde büyük tören düzenlendiğini söylemektedir.

Türk töresine göre, kadının bütün toplumsal işlerde erkekle beraber bulunması şarttır. Hatun da devlet idaresinde Kağan ile aynı haklara sahipti. “Kağan ile Hatun buyurur ki…” diye başlamayan fermanların hükümleri bazı yerlerde yerine getirilmezdi. Hatun, Kağan’ın solunda otururdu. Siyasi konuşmalarda, elçilerin kabullerinde hazır bulunur ve savaş meclislerine iştirak ederdi.

Uluğ Yasa’da; kadın haklarını koruyan yaptırımlar vardır. Örneğin; bir kadına tecavüzün cezası idamdır.

Kaynak: Gülçin ÇANDARLIOĞLU (Türk Toplumunda Kadın, Hayat Tarih Mecmuası, Sayı: 4, Mayıs 1966, s. 22

Yorumlar

Yorumlar

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ